Hz. Muhammed’in Taif yolculuğu ve Taif Duası

Taif olayı nedir? Peygamberimizin Taif yolculuğunda yaşananlar...

Taif, Hicaz’ın üç önemli şehrinden biridir. Mekke’nin yaklaşık 90 km doğusunda Vec vadisinde konumlanmıştır. Hz. Muhammed (SAV) Taif’e giderek halkı ve halkın ileri gelenlerini İslam’a davet etmiştir. Ancak Taifliler, Hz. Muhammed (SAV) ile alay edip onu taşlamışlardır. Peygamber Efendimizin Taif yolculuğu kendisine saldıranlardan sığınarak kurtulduğu bir bağda son bulmuştur. Ve burada yazımızda da aktaracağımız o bilindik Taif dönüşü duayı yapmıştır. 

Günümüzden bir Taif fotoğrafı

Taif Olayı

Hüzün Senesi‘nde yani Peygamberimizin hanımı Hz. Hatice ile amcası Ebu Talib’in vefatının ardından müşriklerin, Müslümanlara karşı şirretlikleri artmıştı. Bu dönem risâletin onuncu yılının Şevval ayına (Ocak 620) denk düşüyordu. Müşrikler şimdiye kadar Hz. Muhammed (SAV)’e destek olan Ebû Talib’in yokluğunu fırsat bilerek gün geçtikçe tavırlarını sertleştiriyorlardı. Çünkü artık müşriklere göre Peygamber efendimize destek olacak Hâşimoğullarının lideri yoktu.

Bunu fırsat bilen müşrikler, Peygamberimizin geçtiği yollara, evinin önüne diken ve pislik atıyorlardı. Hatta bu pislikleri evinin içine onun üstüne başına atacak kadar cüret göstermişlerdi. Ebû Cehil’in teşvikiyle Ukbe b. Ebû Muayt, Kâbe’nin yanında namaz kılmakta olan Resûl-i Ekrem’in üzeri secdeye vardığı esnada elbisesiyle boğmaya kalkıştı. Bunu gören Hz. Ebû Bekir, “Bir adamı ‘Rabbim Allah’tır’ dediği için öldürecek misiniz?” diyerek engel oldu.

Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed (Sav)’e baskılar gün geçtikçe şiddetleniyordu.

Kızı Hz. Fâtıma bu duruma çok üzülüyordu. Peygamberimiz kızını “Ağlama kızım! Şüphesiz ki Allah babanı korur” diyerek teselli ediyordu

Bu eziyetler Ebû Leheb gibi İslâmın en büyük düşmanlarından birinin bile zoruna gidecek kadar ağırdı. Öyle ki Resul-ü Ekrem “Ebû Tâlib’in ölümüne kadar müşrikler bana böyle eziyet ve hakarete cür’et etmemişlerdi.” diyerek yaşadıklarını izah ediyordu.

Tâif

Tebliğ için Taif’e gitti…

Kısaca Mekke’de İslam’a davet oldukça zor bir hâl almıştı. Bunun üzerine Hz. Muhammed (SAV) tebliğe başka bir şehirde devam etme kararı aldı. Yazımızın başında bahsettiğimiz Hicaz’ın en önemli şehirlerden biri olan Taif’e gitti. Burada Sakif kabilesi (Beni Sakif) bulunuyordu. Tarım ve hayvancılıkla geçinirlerdi. Lât adı verilen bir puta tapıyorlardı. Hz. Muhammed (SAV) Tâif’e gelip Sakif kabilesini ve bazı önemli şahsiyetleri İslam’a davet etti.

Kabile daveti kabul etmedi. Hz. Muhammed ile alay edip şehrin çocuklarını peşine takarak taşlatmaya başladılar. Resûlullah ayakları yüzü kan içinde Taif’ten çıkmaya çalıştı. Yol üstündeki Mekkeli Utbe b. Rebîa ile kardeşi Şeybe’ye ait bir bağa sığınarak kurtuldu.

Amacı Taiflileri, İslam ile şereflendirmek olan sevgili Peygamberimiz yaşadıklarına çok üzülmüştü. Sığındığı bağdaki bir duvar dibine oturdu.

O sırada Cebrail (A.s) yanına indi ve “Allah beni sana gönderdi. Arzu ediyorsan şimdi Taif’in dağlarını bir araya getiririm. Taif’i yok ederim.” dedi. Ancak merhametli Peygamber Efendimiz beddua etmedi, Taiflilerin kötülüklerini istemedi.

“O halimi görüyor. O bunu istediyse kabulümdür. Bu çileyi kabulümdür. Ama Taiflilerin helakını kabul etmem. Allah’ım Taiflilere iman nasip et.” diyerek cevap verdi.

Ardından o bilindik Taif yakarışını, duasını etti.

“Ey Allah’ım! Kuvvetimin zayıflığını, insanlara karşı koymadaki yetersizliğimi ve varlık gösteremeyişimi sana havale ediyorum. Ey merhametlilerin en merhametlisi! Sen, bütün mustazafların ve benim de Rabbimsin. Sen, beni kime teslim ediyorsun? Bana kaba ve sert davranan şu yabancılara mı? Ya da bana galip gelme gücünü verdiğin bir düşmanıma mı? Eğer sen bana dargın değilsen, bütün eziyet ve işkenceler bana hiç gelir. Ben karanlıkta aydınlık yaratan ve dünya ile ahiret işlerini düzelten senin varlığının nuruna sığınıyorum. Senin gazabın ve öfken bana gelmeden önce beni kurtar. Senden başka güç ve kuvvet yoktur.” (Şuhbe, I, 402.)

Peygamber’in Taif Duası

Sevgili Peygamberimizin bu kutlu yolculukta yaşadığı baskılar ve sıkıntılar devam edecekti. Allah-u Teala onu “İsrâ ve Mi‘rac” mûcizesiyle teselli edecekti. Bu yüzden İsra ve Mirac’a giden yolda Taif hadisesi oldukça önemlidir.

  • Not: Taif olayından bir süre sonra Taif Seferi (Taif Kuşatması) düzenlenmiş ve Sakifler bu seferden sonra bir heyet göndererek Müslüman olduklarını ilan etmişlerdir.

Taif duası Arapça

اللَّهُمَّ إِلَيْكَ أَشْكُو ضَعْفَ قُوَّتِي٭  وَقِلَّةَ حِيلَتِي٭ وَهَوَانِي عَلَى النَّاسِ٭ يَا أَرْحَمَ الرَّاحِمِينَ٭ أَنْتَ رَبُّ الْمُسْتَضْعَفِينَ٭ أَنْتَ أَرْحَمُ  بِي٭ مِنْ أَنْ تَكِلَنِي إِلَى عَدُوٍّ بَعِيدٍ يَتَجَهَّمُنِي٭ أَوْ إِلَى صَدِيقٍ قَرِيبٍ مَلَّكْتَهُ أَمْرِي٭ إِنْ لَمْ تَكُنْ غَضْبَانَ عَلَيَّ فَلَا أُبَالِي٭ غَيْرَ أَنَّ عَافِيَتَكَ أَوْسَعُ لِي٭ أَعُوذُ بِنُورِ وَجْهِكَ الَّذِي أَشْرَقَتْ لَهُ الظُّلُمَاتُ٭ وَصَلَحَ عَلَيْهِ أَمْرُ الدُّنْيَا وَالْآخِرَةِ٭ أَنْ يَنْزِلَ بِي غَضَبُكَ أَوْ يَحِلَّ عَلَيَّ سَخَطُكَ٭ وَلَكَ الْعُتْبَى حَتَّى تَرْضَى٭ وَلَا حَوْلَ وَلَا قُوَّةَ إِلَّا بِكَ

Taif duası Türkçe okunuşu

“Allâhumme ileyke eş’kû dâ’fe kuvvetiy ve kîllete hiletiy ve hevâniy alennâs; Yâ Erhamerrahimiyn, ente Rabbül mustad’âfiyn; ente erhamu biy min entekileniy ilâ aduvvin bağiydin yetecehhemuniy, ev ilâ sadıykın karîbin mellektehu emrî. İn lem tekûn gadbane aleyye, felâ ubâliy, gayre enne âfiyeteke ev seûliy. Euzü binûri vechikellezi eşrekat lehu zulûmatu ve salâha aleyhi emriddünya vel âhıreti en yenzile bi gadabüke ev yehılle aleyye sehatük; ve lekel utba hatta terda ve lâ havle velâ kuvvete illâ bike”

Taif duası Türkçe meali

“Allahım. Kuvvetimizin zaafa uğradığını, çaresiz kaldığımızı ve halk nazarında hor görüldüğümüzü ancak sana arz ederiz. Ey merhametlilerin en merhametlisi! Çaresizlerin rabbi sensin. Allahım, huysuz, yüzsüz bir düşman eline bizi düşürmeyecek, hatta hayatımızın dizginlerini eline verdiğin akrabadan bir dosta bile bizi bırakmayacak kadar bize merhametlisin. Allahım, eğer bize karşı kırgın değilsen; çektiğimiz mihnetlere, belalara hiç aldırmayız. Fakat senin esirgeyiciliğin bunları göstermeyecek kadar geniştir. Sana sığınırız. Senin cemalinin nuruna sığınırız. Bütün karanlıkları parlatan, dünya ve ahiret işlerin ıslahının yalnız ona bağlı bulunduğu nuruna sığınırız. Allahım, sen razı oluncaya kadar senin affını diliyoruz. Bütün kuvvet, her kudret ancak sendendir.”

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu