Isparta’daki Uçak Kazası: Toryum enerji projesinin bilim insanlarını taşıyan uçak kazası

Isparta uçak kazası, Toryum uçak kazası, Engin Arık, Toryum suikastı, Isparta'daki uçak kazası kaza mı sabotaj mı? Isparta uçak kazasında ölenler

Türkiye’nin en önemli fizikçilerinden Prof. Dr. Engin Arık ve arkadaşlarının içinde bulunduğu 4203 sefer sayılı Atlasjet’in World Focus Hava Yolları’ndan kiraladığı uçağı 30 Kasım 2007 tarihinde Isparta yakınlarındaki Keçiborlu’da düştü. Türkiye’nin enerjide dünyanın önde gelen ülkelerinden biri olmasını sağlayacak Toryum’a dayalı bir enerji projesi üzerinde çalışan bilim insanlarının bu kazada ölmeleri sabotaj iddilarını gündeme getirdi. Aradan yıllar geçmesine rağmen kazanın üzerindeki şüpheler devam etmekte. Çünkü hâlâ çürütülememiş iddialar ve cevapsız sorular var. Gelin beraber toryum uçak kazası olarak akıllara kazınan bu kazanın detaylarına bir bakalım. Isparta’daki bilim adamlarının öldüğü bu uçağın düşmesi bir kazadan mı kaynaklı yoksa bir takım kirli ellerin dokunması mı? Düştü mü düşürüldü mü?

Isparta’daki uçak kazası – Atlasjet’in 4203 sayılı uçuşu

Takvimler 29 Kasım 2007 tarihini ve saatler 23.20’yi gösterdiğinde KK 4203 sefer sayılı, TC-AKM kuyruk numaralı, MD-83 tipi Atlasjet uçağı İstanbul Atatürk Havalimanı’na iner. Kapılarının açılmasıyla birlikte yolcular her şeyden habersiz uçağa binerler. Uçak bir saat kadar rötar yapar. Takvimler 30 Kasım 2007 olmuştur. Uçakta 50 yolcu, 2 pilot ve 5 kabin memuru toplam 57 kişi vardır. Hava uçuş için oldukça iyidir ve uçak havalanır. Varış noktası Isparta’daki Süleyman Demirel Havalimanı’dır.

İnişe doğru yaklaşıldığında Kaptan Pilot Serhat Özdemir kule ile irtibata geçer. İniş için hiçbir sorun yoktur. Ancak bir süre sonra kule uçakla irtibatını kaybeder ve garip bir şekilde uçak radardan kaybolur. Herkes için telaşlı ve korku dolu bekleyiş başlar.

İstanbul’dan Isparta’ya giden KK 4203 sefer sayılı MD-83 tipi Atlasjet uçağın maalesef saat 01.40’da Isparta’ya 18 km mesafedeki Keçiborlu yakınlarındaki Türbetepe mevkisine düştüğü haberi gelir. Düşen uçak 06.05’te bulunur. Uçak kazadan ancak 4 saat 25 dk sonra bulunabilmiştir. Uçaktaki herkes ne yazık ki hayatını kaybetmiştir.

Toryum Uçak Kazası

Isparta’daki uçak kazasında ölen bilim insanları

Kazanın medyada duyurulmasının ardından akıllarda birçok soru işareti de oluşmaya başlar. Çünkü düşen uçakta Türkiye’nin enerji sorununu çözebilecek yetkinlikte 6 bilim insanı vardır.

Isparta’daki uçak kazasında ölen bilim insanları

Isparta’da düşen uçaktaki 55 yolcu arasında Türkiye’nin nükleer enerji konusunda önemli çalışmaları olan Boğaziçi Üniversitesi Nükleer Fizik Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Engin Arık, Boğaziçi Üniversitesi Araştırma görevlisi Berkol Doğan, Lisansüstü öğrencisi Engin Abat, Doğuş Üniversitesi Fen Bilimleri Bölümü Başkanı Prof. Dr. Şenel Boyda, Doç. Dr. İskender Hikmet ve Araştırma görevlisi Mustafa Fidan bulunmaktadır.

Bu önemli isimlerin uçakta bulunması uçağın kaza sonucu mu yoksa sabotajla mı düştüğü konusunda tartışmaları da başlatır. O gün hava şartları ve pilotların sağlık durumları iyidir.

Kaza mı yoksa sabotaj mı?

Uçağın düşme şekline bakıldığında kuyruğunun inişe yaklaştıkları sırada önlerine çıkan bir tepeye çarptığı anlaşılır. İlk sorulardan biri pilotların dağlık alanda neden o kadar alçaldığıdır? Araştırmalarda uçağın yakıtı yeterlidir. Ayrıca içeride ya da  dışarıda herhangi bir sorun da yoktur. Enteresan noktalardan biri de uçağın bakımlarını yapan firmanın İstanbul Atatürk Havalimanında hat bakım yetkisi olmadığıdır. Ayrıca uçak bakım raporunda ismi olan kişilerin İstanbul Atatürk Havalimanına giriş yetkisi bile yoktur. Şüpheler giderek alevlenir.

Araştırmalar devam ettikçe başka dikkat çekici ayrıntılar da ortaya çıkmaya başlar. Uçağın EGPWS sisteminin (Geliştirilmiş Yer Yaklaşım İkaz Sistemi) çalışmadığı tespit edilir. Bakım raporunda bu durum belirtilmemiştir. Yani uçağın kontrolünü elinde bulunduran pilotlar bu durumdan habersizdir. Zaten böyle bir arıza tespit edildiği taktirde uçuş izninin verilmesi de imkansızdır. Karakutu incelendiğinde ise kokpit bölümündeki kayıt cihazının ne ilginçtir ki kazadan bir hafta önce kayıt almayı durdurduğu görülür. Diğer uçuş verilerinin kaydı ise hareketlendikten 9 dakika sonra nedense devredışı kalmıştır. Bu nedenle uçakta olup bitenler hakkında yeterli bilgiye ulaşılamaz. Düşerken uçakta neler yaşandığı bir sır olarak kalır. Böylece bu konuda en çok sorulan ikinci soru ise bu elektronik cihazların tesadüf eseri mi yoksa birileri tarafından mı bozulduğudur? Tüm bu sebepler sabotaj iddiasını güçlendirir.

Olayın bir dikkat çekici yanı da uçağın iniş rotası dışında başka bir rota izlemesi ve standardın dışına çıkmasıdır. Sabotaj iddiasında bulunanların en çok sorulan sorulardan bir diğeri de budur. Havacılıkla ilgilenenler bilirler ki çok uç bir durum oluşmadıkça rutin bozulmaz. O hâlde pilotlar neden standardın dışına çıkmıştır? Bunun cevabı ise uçağın otomatik yön bulma verilerinin yüklenmediği iddiasıdır. Bu nedenle pilotlar bir süre sonra kendileri yön bulmaya çalışmışlardır. Peki tüm bunlar tesadüf müdür?

Kazadan bir yıl sonra kazanın sebebinin pilotaj hatası olduğu yönünde detaylı bir rapor çıkar. Peki gerçekten de Isparta’daki toryum uçak kazasının sebebi pilotaj hatası mıdır?

Sabotaj iddiaları

Sabotaj iddialara göre uçağın irtifa sistemiyle oynanmıştır. Bu nedenle pilotlar çok fazla alçalmış, farklı rotaya sapmış ve yer ikaz sistemi çalışmadığından bu durumu fark etmemişlerdir. Böylece kaza gerçekleşmiştir. Kazadan iki yıl sonra ilginç bir ayrıntı daha ortaya çıkmıştır. Kazaya ilk müdahaleyi yapan kaza kırım ekibinin başında Feridun Seren vardır. İlginç olan şudur:  Feridun Seren, 2009’da yaşanan Muhsin Yazıcıoğlu’nun helikopter kazasında da kaza kırım ekibinin başındadır. Daha sonra delilleri karartma suçundan hapis cezası alacaktır.

Kesin bir delil olmadan kazanın sabotaj olduğunu iddia etmek doğru olmasa da uçaktaki elektronik aksanların bozuk olması, karakutuların kayıtta olmaması, esrarengiz bir şekilde uçağın irtifa kaybetmesi, uçağın bakımını yapan firmanın hakkındaki soru işaretleri ve daha sonra delil karartma suçundan ceza alacak bir ismin kaza kırım ekibinin başında olması ve en önemlisi de Türkiye’nin belki de geleceğini değiştirecek bilim insanlarının o uçakta olması şüphelenmek için fazlasıyla yeterliydir.

Aradan yıllar geçmesine rağmen bugün bile olayın bir kaza mı yoksa suikast mı olduğu konusunda tartışmalar hiç dinmedi. Uçaktaki bilim insanları Toryum’u enerjiye dönüştürmeye çalışıyorlardı. Üstelik bunun nasıl yapılacağı sırrına sahiptiler. Toryum ile çalışacak bir santral nükleer enerjiden daha güvenli olduğu gibi daha az yakıtla daha çok verim sağlayacaktı. İşin diğer bir yanı ise Türkiye geniş Toryum yataklarına sahipti. Üzerinde çalıştıkları projeyi hayata geçirebilselerdi eğer Türkiye bugün enerjide dünyada söz sahibi bir ülke olabilirdi. Çünkü Toryum’un Türkiye’nin sonsuza dek enerji ihtiyacını karşılayabilirdi. Türkiye’nin sahip olduğu Toryum rezervi proje gerçekleşmesi durumunda 120 trilyon dolarlık petrole eşitti.

Türkiye’nin enerji sorununu çözecek Toryum projesi

Boğaziçi Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. Erhan Gülmez kazada hayatını kaybeden Prof. Dr. Engin Arık için: “Arık, kuvvetli bir bilim kadını, Türkiye platformunda, yurt dışındaki uluslararası laboratuvarlarda doktora öğrencisi yetiştiren birisiydi. Üzerinde çalıştığı projenin tamamlanmasıyla Nobel Ödülü alabilecek nitelikteydi” diyordu.

“Sırrı bilen tek Türk vatandaşıydı”

Prof. Dr. Engin Arık’ın eşi Prof. Dr. Metin Arık olay hakkında “Rahmetli Engin, toryumdan nükleer enerji üretimine kafayı takmış durumdaydı. ABD ve İsrail, Türkiye’nin nükleer güç olmasını istemedi. Toryumun yüksek enerji hızlandırıcısı ile uranyum 233’e dönüştürülmesi üzerinde çalışıyordu. CERN’de yapılan deneylerde sistemin prensiplerini anlamıştı. Türk Hızlandırıcı Merkezi Projesi 2006 yılında bunun üzerine hayata geçmişti.Toryumu yakmak için proton hızlandırıcı gerekir. Eşim, proton hızlandırıcının yapılmasına öncülük edecek bilgiye sahipti. Projenin durdurulmasını isteyen bir el harekete geçti. Uluslararası Danışma Kurulu’nda yer alan bazı Türkler proton hızlandırıcı projesine karşı geldiğinden söz konusu proje kadük kaldı. Uluslararası Danışma Komitesi’nde, ABD’de görev yapanlar, isimler varsa görev yerleri, bağlantıları araştırılmalı. Proton hızlandırıcısından vazgeçtiğinizde toryumdan nükleer reaktör yapmaktan vazgeçmişsiniz demektir.

Bana göre Engin ve bilim insanları en az dikkat çekecek şekilde ölüme gönderildi. Düşmeye hazır, arızalı bir uçakla sabotaj gerçekleştirildi. Sözlerim komplo gelebilir ancak karanlık noktalar aydınlatılmadıkça şüpheler devam edecek. Bugün Türkiye’deki pek çok nadir metalleri ayrıştıran işletmelerin bir köşesinde birikmiş toryum bulabilirsiniz. Piyasada toryum bulmak zahmetli bir iş değil. Toryumu, nükleer reaktör için kullanmanıza izin vermezler. Teknoloji olmadan toryumun hiçbir anlamı yok.Kritik olan bu elementi, Uranyum 233 haline dönüştürmeniz. Engin, bunun nasıl yapılacağını, yani sırrı bilen tek Türk vatandaşıydı.” açıklamalarında bulundu.

Kaptan pilot Serhat Özdemir’in ablası Nevin Öztan: “Evli ve 3 çocuklu olan kardeşim Serhat Özdemir, Antalya’da oturuyordu. Hava Harp Okulu mezunuydu. Aynı zamanda İTÜ elektrik-elektronik mühendisliğini bitirdi. 1981 yılından bu yana pilotluk yapıyordu. 1990 yılında ordudan ayrıldı ve bir süre ABD’de yaşadı. Daha sonra ABD vatandaşı oldu ve çifte pasaport taşımaya başladı. Benim kardeşim profesyonel bir pilottu. Teknik arızası olan bir uçakla kesinlikle uçmazdı. Uçağın pilot hatasından veya teknik bir arızadan dolayı düştüğüne inanmıyorum. Sabotaj olabilir.” demişti.

Kaynak: wikipedia, ntv, hürriyet, nygma youtube kanalı, veryansın tv

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Başa dön tuşu