Ömer Muhtar: Libya denilince akla ilk gelen isim

Çöl Aslanı Ömer Muhtar kimdir? Ömer Muhtar'ın hayatı

“20. yüzyılımızda dünyadaki ulusların hemen hemen hepsinde zaman zaman çarpışmalar olmuştur. Ezenler ve ezilenler. Galipler ve mağluplar. Savaşanlar… Uygarlığımızın acıklı imtihanı. Dünyanın çoğunluğunun etkinliğini, gücünü ve zenginliğini arttırma yolları aradığı bir zaman… Muhteşem Roma’nın ihtişamını yeniden yaratma hayalleriyle dolu 1911’de İtalya’da toprak avına katılır. Hedef, Akdeniz’in diğer tarafındaki Libya’dır. Trablusgarp’a, Bingazi Zuvara, Derne’ye ve Tobruk’a çıkartma yapılır. Yerli halk bir çok cephelerde çarpışarak işgalcilere karşı şiddetle ve cesaretle direndi. Savaş çıkmaza girdi. 1922’de İtalya büyük bir değişime sahne olur. Mussolini’nin dikdatörlük döneminin başlangıcı. Baskısı gittikçe fazlalaşan faşist güç karşısında yerli halkın direnişi de o nispette arttı.” (Çöl Aslanı Ömer Muhtar filmi)

…işte 1981’de gösterime giren Mısırlı Yönetmen Mustafa Akad’ın Libya’nın direnişini anlattığı “Çöl Aslanı Ömer Muhtar” isimli özgürlük filmi bu cümlelere eşlik eden görüntülerle başlıyor. Ve Ömer Muhtar’ın nasıl bir dönemde özgürlük mücadelesi verdiğini çok güzel özetliyor. Peki, filmlere konu olan direnişiyle Çöl Aslanı lakabını alan Ömer Muhtar kimdir? Ömer Muhtar’ın kısaca hayatı

Ömer Muhtar

Libya denilince ilk akla gelen isim olan Ömer Muhtar, 1858’de Libya’nın Defne bölgesindeki Butnân’da dünyaya geldi. Ülkenin en büyük kabilelerinden biri olan Menife kabilesine bağlıydı. 1837 yılında Sidi Muhammed bin Ali es-Senusi tarafından kurulan dinsel ve siyasal bir hareket olan Senusi Hareketinin yani Senûsiler’in Zenzûr Zaviyesinde eğitim gördü. (Daha sonra 1923 yılında bu hareketin lideri olacaktı.)

Senusilik: Afrika’daki emperyalist işgale karşı bir direniş hareketi

Cağbûb kasabasında İslam üzerine eğitimini tamamladı. Ruhunu, Allah aşkıyla donattı. Bir din alimi yani öğretmen olarak halkına hakkı hakikati doğru şekilde öğretmek için çalıştı.

Libya topraklarında 16. yüzyıldan beri Osmanlı Devleti hakimdi. 19. yüzyılın sonlarına gelindiği zaman Osmanlı İmparatorluğuna karşı itaatsizlik artmaya başlamıştı. Libya’daki bazı kabileler de Osmanlıya karşı itaatsizlik gösteriyordu. Ömer Muhtar bu dönemde Osmanlı Devleti’ne itaatsizlik karşı gösteren kabileleri Osmanlıya yakınlaştırdı. Ardından birbirleriyle küs olan kabileleri barıştırdı. Bu hareketleri onu, büyük bir bölümü çöllerle kaplı yaşadığı topraklarda sevilen sayılan biri haline getirdi.

1911 İtalya’nın Trublusgarp Çıkarması

1911. Mehmet Akif Ersoy’un “…Ah o yirminci asır yok mu, o mahlûk-i asîl, Ne kadar gözdesi mevcûd ise, hakkıyle sefîl…” diyerek özetlediği 20. yüzyıl başlamıştı… Ve Çöl Aslanı filminde “Muhteşem Roma’nın ihtişamını yeniden yaratma hayalleriyle dolu 1911’de İtalya’da toprak avına katılır” cümlesiyle söz edilen 1911 yılı. Ömer Muhtar, 1911 yılında Senûsîlerin o dönemki lideri Ahmed Şerif Es Senusi tarafından Kufra şehrine önemli bir toplantıya çağrıldı. Ömer Muhtar’ın toplantıya çağrılmasının sebebi ulusal birliğini tamamlayarak sömürgecilik yarışına katılan İtalya’nın Libya topraklarına göz dikmesiydi. Toplantıda İtalya’ya karşı direniş kararı çıktı. Ömer Muhtar, toplantıdan sonra Cebelülahdar’a dönerek büyük kabilelerden biri olan Ubeyd kabilesini cihat için hazırladı ve 1000 kişiden oluşan bir mücahit birliği oluşturdu.

İtalya, Trublusgarp’a güçlü bir çıkarma yaptı. Osmanlı Devleti’nin Trablus’u koruyacak gücü yoktu.Trublusgarp’a gizlice giderek orada direniş oluşturan subaylar vardı. Bunlar arasında Enver Paşa, Mustafa Kemal, Nuri Conker, Fethi Okyar gibi isimler bulunuyordu. Osmanlı subayları buradaki direniş birliklerini örgütledi. Ömer Muhtar da bu birlikler arasındaydı. İtalyanlara karşı şiddetli bir direniş başladı. Hatta büyük kayıplar verdirildi. Öyle ki bu civar ülkelerdeki müslümanların direniş ruhunu da tetikledi. (Örneğin; Filistin direnişi ile adını duyacağımız İzzeddin El Kassam, Suriye’den direnişe katılmak için mücahitler toplamıştı.) Ancak o sırada Başkan Savaşı patlat verdi ve Trublusgarp 1912 yılında Uşi Antlaşmasıyla İtalya’ya bırakılmak zorunda kaldı. Her ne kadar Osmanlı Devleti görünen askeri gücünü buradan çekse de direniş devam ediyordu. Ömer Muhtar, bu direnişin Berka bölgesindeki komutasını üstlendi.

1. Dünya Savaşı ve Libya

1914 yılında ise 1. Dünya Savaşı başlamıştı. Dünya büyük bir yıkımla karşı karşıyaydı. İnsanlık onurunun büyük yaralar alacağı katliamlar yaşanacaktı. Bu sırada Ömer Muhtar, Libya direniş hareketinin kumandanı oldu. Osmanlı Devleti, 1.Dünya Savaşı’nı kaybedince Libya tek başına kaldı.

Muhtar yarı aç askerler, yorgun düşmüş atlar ve piyade tüfekleriyle 1922’ye kadar büyük bir direniş gösterdi. İtalyanlara düzenlenen baskınlar onun Çöl Aslanı namını sağlamlaştırdı.

1922 – Benito Mussolini ve Ömer Muhtar

1922’de İtalya’da Ulusal Faşist Partisi iktidara geldi ve bu partinin lideri faşist Benito Mussolini hayali olan Roma İmparatorluğunu diriltmek için tüm gaddarlığıyla tarih sahnesine çıktı. Mussolini, Muhtar’ın direnişine karşı şiddetli müdahaleler yaptı. Ancak başarılı olamadı. Üstelik bir çok kez Mussolini gönderdiği görevlileriyle Ömer Muhtar’a direnişi bırakması için rüşvette teklif etti. Tabii ki bu teklif reddedildi.

1930’da Mussolini en acımasız komutanlarından biri olan Graziani’yi bu bölgede görevlendirdi. Graziani bölgedeki sivil müslümanlara karşı acımasız kanlı eylemler gerçekleştirdi. Masum halka hava saldırıları düzenlemek, halkı toplama kamplarına kapatmak da bu eylemlerden bir kaçıydı. Ömer Muhtar, Graziani’ye karşı cesur ve sert adımlarla karşılık verdi. Graziani komutasındaki İtalyan birlikleri ağır kayıplar veriyordu.

Ömer Muhtar’ın Faşist İtalyan askerleri tarafından tutuklanması.

Ömer Muhtar 1931’de Slunta’da pusuya düşüldü. İdam kararı verildi.

Çöl Aslanı Ömer Muhtar  idamından önce İtalyan General Graziani ile karşı karşıya geldi. Graziani, Ömer Muhtar’a şöyle bir soru yöneltti: “Ne dersin İtalyan hükümeti büyük alicenaplığını takınarak senin hayatını bağışlarsa hayatının geri kalan yıllarını huzur ve barış içinde geçireceğine söz verebilir misin?

Çöl Aslanı’nın cevabı ise Libya direniş ruhunu özetler nitelikteydi: “Vallahi sizler memleketimden çekip gidinceye kadar seninle ve senin güruhunla savaşmaktan bir an bile vazgeçmeyeceğim. Bu uğurda ölümse akıbet, hoş geldi sefa geldi ve insanının kalbindekini bilen cenab-ı hakk’a yemin ederim ki şu anda ellerim bağlı olmasaydı bu yaşlı ve bitkin halimle bile, çıplak ellerimle seninle boğuşmakta bir an bile tereddüt etmezdim.

Ömer Muhtar, işgalci İtalyanlar tarafından esir alındığı sırada

Ömer Muhtar 16 Eylül 1931’de 73 yaşında şehadet mertebesine ulaştı.

Not: Günümüzde 10 Libya dinarının üzerinde resmi bulunur. Ayrıca Bingazi’de Libya’nın en iyi üniversitesine de ismi verilmiştir.

“Biz asla teslim olmayız. Ya kazanırız ya ölürüz. Bizden sonraki nesillerle de savaşacaksınız. Bana gelince, ben cellatlarımdan daha uzun yaşayacağım.” Ömer Muhtar

Bir Yorum

  1. Ömer muhtar ve nice onun gibi yiğitleri Allah cennetine koysun onların intikamını şimdiki Türk devleti misliyle aldı huzur içinde yatsınlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu