Mescid-i Kıbleteyn (İki Kıbleli Mescid)’in Hikâyesi

İki Kıbleli (Kıbleteyn) mescid nerededir? Neden ''İki Kıbleli Mescid'' denilmiştir?

0Medine’de bulunan Mescid-i Kıbleteyn, Kıble’nin Mescid-i Aksa’dan, Kâbe’ye çevrilmesi esnasında, Hz. Muhammed’in içerisinde namaz kıldırmakta oldukları caminin ismidir. Seleme oğulları’nın toprakları içerinde bulunduğu için Beni Seleme Mescidi olarak da anılmaktadır.

Tarih boyunca Emeviler, Memlükler, Osmanlılar ve yakın dönemde Suudi Arabistan tarafından yenilenmiştir. Mescid-i Kıbleteyn konum olarak Medine’nin kuzeybatı istikametinde bulunan Vebere harre’sinde; Mescid-i Nebevî’nin 5 kilometre uzaklığında bulunmaktadır.

Mescid-i Kıbleteyn ne demek? “İki kıbleli mescid” anlamına gelen mescid, ismini kıblenin Mescid-i Aksa yönünden, Kabê’ye çevrilmesi ardından edinmiştir. Hz. Peygamber’in unvanlarına bundan sonra imamü’l-kıbleteyn” de eklenmiştir.

Mescid-i Kıbleteyn için neden ”İki kıbleli mescid” denilir? Kıble neden Mescid-i Aksa’dan Kabe’ye dönmüştür?

Kıbleteyn mescidi hikâyesi:

Hz. Peygamber’in buraya olan hicretiyle birlikte başlar. İslâm dininin ilk senelerinde namaz kılınırken kıble olarak, Kudüs’te bulunan Mescid-i Aksa istikametine yönelmekteydi. Hz. Peygamber ve iman edenler; Mekke’deyken ve hicret ardından Medine’de 16-17 ay gibi bir süre Mescid-i Aksa istikametine doğru namazlarını eda ediyordu.  Sonradan yapılan Mescid-i Kubâ ve Mescid-i Nebevi mihrap kısımları da Mescid-i Kıbleteyn’e doğru inşa edilmişti.

Hz. Peygamber Mescid-i Aksa istikametine doğru namazını eda etmekle birlikte, Kâbe’ye yönelmek suretiyle namazını kılmayı arzulamaktaydı ve dua etmekteydi. Medine’ye hicret ardından buraya yaşayan Yahudilerin de Kıblesi Kudüs olduğu için, aleyhte sözler sarf etmeye başladılar ve “dini bizden ayrı fakat kıblesi bizim gibi” demeye başladılar.

Bu sözleri duyan Hz. Peygamberin kalpleri incinerek, Cebrail’e “Ey Cebrail, Allahü Teâlâ’nın yüzümü, Yahudilerin kıblesinden, Kâbe’ye çevirmesini arzu ediyorum” buyurdular. Cebrail ise “Ben, ancak bir kulum. Bunu, Allahü Teâlâ’dan niyaz et” şeklinde cevap verdi.

Hicret ardından yaklaşık 18 ay sonra Şaban’ın 15. gününe gelindiğinde, öğle namazı kılınıyordu.  Namazın eda edildiği Selemeoğulları mescidi, Seleme oğulları’nın topraklarında buluyordu. Bu esnada Allahü Teâlâ’dan vahiy gelerek, Bakara suresi’nin, 144. ayeti nazil oldu. Böylece Kıble istikameti de, Mescid-i Aksa’dan, Kâbe’ye değiştirildi.

Biz senin, yüzünü göğe doğru çevirip durduğunu elbette görüyoruz. İşte şimdi kesin olarak seni memnun olacağın kıbleye döndürüyoruz. Artık yüzünü Mescid-i Harâm tarafına çevir; nerede olursanız olun yüzünüzü o yöne çevirin. Kuşku yok ki kendilerine kitap verilenler onun rablerinden gelmiş bir gerçek olduğunu elbette bilirler. Allah onların yaptıklarından habersiz değildir.

Bu esnada namaz eda edilmekte olduğu için de öğle namazının son iki rekâtı, Kâbe’ye yönelmek suretiyle kılındı. Beni Seleme mescidi, böylece Mescid-i Kıbleteyn, yani “iki kıbleli mescid” olarak anılmaya başlandı. Sonrasında ise Kıble değişikliği Medine’de yayıldı. Ashab-ı Kirâm’dan bazı kişiler “Ey Allahın Resulü, ya bizim bu zamana kadar kıldığımız namazlarımız ne olacak? Sorusunu sordu. Ardından gelen Ayet-i Kerime, “Allah sizin imanınızı zayi etmez” şeklindeydi.

Hz. Muhammed (S.A.V.)’den sonra… 

Hz. Peygamber’den sonraki tarihlerde ise mescid zamanla eskimeye ve yıpranmaya başladı. Bu nedenle Emevî halifesi olan Ömer bin Abdü’l-Aziz; henüz Medine valisi olarak görevine devam etmekteyken Hz. Peygamber’in namaz kıldığı tüm mescidleri yeniletti. Böylece Mescid-i Kıbleteyn de bu dönemde yenilenme-tamirat aşamalarından geçti. Ancak bu tarihten sonra da dönem dönem bakım-onarım işleri devam etti.

Bölgede Memlûklerin hâkim hale gelmesiyle, Kayıtbay döneminde, 1488 senesinde Mescid-i Kıbleteyn tavanını tekrar yeniletti ve avlu kısmına duvar ördürdü. Bundan sonra bazı çalışmalar olmakla beraber; en mühim çalışmaları Kanuni Sultan Süleyman, 1543 – 1544 yıllarında yaptırdı. Bu zamanda Mescid-i Kıbleteyn, 425 metre kareydi. Üzerinde ise ahşap bir çatıdan müteşekkildi.

Yapılan bu değişiklikler, uzun süre varlığını korudu. Fas’lı bir âlim ve seyyah olan Ayyâşî, Medine’ye 1662 yılında geldiğinde Mescid-i Kıbleteyn’i anlatırken “çevresinde yapıların olmadığı, bahçe ve bağların arasında mamur bir cami” olarak tasvir eder.  Ancak 1901 yılına gelindiğinde, Mısır emîr-i haclarından İbrahim Rifat Paşa, buraya yaptığı bir ziyaret sonucu Mescid-i Kıbleteyn’in harap olduğunu yazmıştır.

Günümüzde…

Mescid-i Kıbleteyn; son olarak Suudi Arabistan hükümeti tarafından, 1987 yılında hem genişletilmiş, hem de tamir edilmiştir. Bugün Mescid-i Kıbleteyn, 3920 kilometre karedir.

İslâmın ilk yıllarında kıble olarak, Kudüs’te bulunan Mescid-i Aksa’ya yönelinirdi. Bakara Suresi 144. Ayet nazil olduğunda Hz. Muhammed (S.A.V.) resimdeki Beni Seleme Mescidi’nde namaz kıldırmaktaydı. Namazının son iki rekâtı, Kâbe’ye yönelmek suretiyle kılındı. Böylece Beni Seleme, Mescid-i Kıbleteyn yani “iki kıbleli mescid” olarak anılmaya başlandı. Bu nedenle Kıble, Mescid-i Aksa’dan Kabe’ye dönmüştür.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu